© Teknik Elektrik 2017-2024

Suriye'de oluşturduğumuz güvenli bölgeler ülkedeki en huzurlu yerler

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Uzun uğraşlar ve fedakarlıklar neticesinde Suriye'de oluşturduğumuz güvenli bölgeler bugün ülkedeki en huzurlu ve yaşanabilir yerlerdir." dedi.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rönesans Polat İstanbul Otel'de düzenlenen 6. Türk Tıp Dünyası Kurultayı'nda yaptığı konuşmada, çağın vebası haline dönüşmüş olan kanser başta olmak üzere pek çok hastalığın tedavisinde kullanılan teknikleri ifade eden bu başlık altında ele alınan konuların her birini önemli gördüğünü söyledi.

 

 

Türkiye'nin, Allah'ın insanlara verdiği nimetleri bulma, ortaya çıkarma ve faydaya dönüştürme çabası olarak kabul ettiği bioteknoloji araştırmalarında da en üst sıralarda yer alması gerektiğini belirten Erdoğan, bunun için gereken her türlü çabayı göstermekte, her türlü desteği vermekte kararlı olduklarını ifade etti.

Erdoğan, milletin ve insanlığın hayrına olan hür türlü çalışmanın yanında yer almanın sadece devlet başkanı olarak sorumluluğu değil aynı zamanda insani görevleri olduğunu vurgulayarak, "Bu bakımdan şu anda kapanış töreni vesilesiyle bir arada olduğumuz türden faaliyetlerin yaygınlaştırılarak sürdürülmesini bekliyorum. Burada bir sözün altını çizerek ifade ediyorum, her arayan bulamaz ama bulanlar sadece arayanlardır. Bu söz, en çok bilimsel çalışmalar için geçerlidir. Bizlere düşen görev, en doğruyu, en iyiyi, en güzeli, en hayırlıyı aramak, nasibimizde varsa bulmak ve insanlığın hizmetine sunmaktır. Bu yönde emek harcayan, gayret gösteren, başarı ortaya koyan herkese şahsım, milletim adına şükranlarımı sunuyorum." diye konuştu.

Türkiye'nin sağlık alanında dünyanın en önde gelen ülkelerinden olduğunu ifade eden Erdoğan, her başarı gibi sağlık alanında ülkenin geldiği yerin gerisinde de çok büyük emek, fedakarlık ve alın terinin olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, göreve geldiklerinde ecdatlarının "Olmaya devlet cihanda, bir nefes sıhhat gibi" ifadesine uygun bir şekilde sağlığı öncelikleri arasında ilk sıralara çıkardıklarını dile getirerek, şöyle devam etti:

"Zira, bir sağlıklı nefes, bir devleti feda etmek için yeter akçedir. Hemen kolları sıvayıp tüm dünyada örnek alınan bir sağlık reformunu kısa sürede hayata geçirdik. Hastanelerin birleşmesinden sağlık sigortası sisteminin geliştirilmesine, altyapı, araç gereç ve personel eksiğinin giderilmesine kadar her alanda çok büyük yatırımlar yaptık. Hastane ve tedavi kurumlarımızın sayısını 2 bin 825'ten 5 bin 488'e yükselttik. Hastanelerimizin toplam yatak sayısını 239 bine, nitelikli yatak sayısın 145 bine çıkardık. Sağlık çalışanlarının sayısını 378 binden 1 milyon 24 bine ulaştırdık. Hastanelerimizde teşhis ve tedavi cihazlarından ambulanslara kadar her alanda sayıyı ve kaliteyi fevkalade yükselttik. Sağlıkta gerçekleştirdiğimiz büyük dönüşümde tek gayemiz vardı. O da milletimize en kaliteli sağlık hizmetini en makul maliyetle sunabilmekti. Ülkede kişi başı yapılan sağlık harcaması 19 lira düzeyinden 140 liraya yükselirken bireylerin ceplerinden yaptıkları harcama oranı yüzde 20 düzeyinden yüzde 17'ye geriledi." 

Sonuçta hedefledikleri düzeyde ve en makul maliyetle sağlık hizmeti vermeyi başardıklarını anlatan Erdoğan, şunları anlattı:

"Bu hizmeti sadece kendi vatandaşlarımıza sunmakla kalmadık aynı zamanda üç kıtanın kavşak noktasında yer alan ülkemizi sağlık alanında dünya çapında bir çekim merkezi haline dönüştürdük. Bugün çok sayıda ülkeden gelen heyetler sağlık sistemimizi inceliyor. Kendilerine uyarlamaya çalışıyorlar, Gelişmiş ülkeler dahi sağlık sistemindeki tıkanıklıkları çözmekte zorlanıyor. Mesela bir önceki ABD Başkanı Obama, kendi ülkesinde bizim sağlık reformunun çok küçük bir modelini gerçekleştirmeye çalıştı ancak neticeye ulaşamadı. Bana da sordu 'Siz nasıl yaptınız?' diye. Anlattım ama onu gerçekleştiremediler. Diğer ülkelerin yaşadığı sıkıntıları söylemiyorum. Sağlık reformunun ilk adımlarını attığımızda 'Bunu sürdüremezsiniz, batarsınız, bitersiniz' diyerek bizi caydırmaya çalışanlar vardı. Hizmet kalitesi artarken vatandaşımızın üzerine düşen külfetin azalması, bize bu işin yürümeyeceğini söyleyenler başta olmak üzere herkesi şaşırttı." 

"Gizli bir direniş olduğunu da biliyorum"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, niyet halis olunca akıbetin de hayır olacağını anlatarak, hayatın dinamizminin, kendilerini sağlık sistemini sürekli daha da ileriye götürmeye, geliştirmeye ve güncellemeye yönelttiğini dile getirdi.

Bu anlayışla başta doktorlar olmak üzere tüm sağlık personelinin niteliğinin yükseltilmesinden yerli ilaç, aşı ve tıbbi cihaz üretilmesine kadar her alanda çok önemli çalışmalar içinde olduklarını vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Yerli ilaç, aşı ve cihaz üretimini öyle sadece, adı yerli kendisi yine dışa bağımlı şekilde değil, formülünün geliştirilmesinden nihai ürüne kadar tüm aşamalarıyla kendimize ait hale getirmekte kararlıyız. Vatandaşlarımızdan bazılarının yabancı menşeli ilaçlara ve aşılara mesafeli yaklaştığını görüyoruz. İlaçları ve aşıları halkımızın hassasiyetlerine uygun şekilde üretip hizmete sunduğumuzda bu sorunu aşmış olacağız. Kamuda ve özel sektörde ilaç, aşı ve cihaz üretimlerinin gerçek anlamda millileştirilmesi hususunda gizli bir direniş olduğunu da biliyorum.Ülkemiz açıdan stratejik öncelik olarak gördüğümüz bu hususta atılan tüm adımları ve yapılan tüm engellemeleri çok daha yakından takip altına alacağımızın bilinmesini istiyorum. İnşallah önümüzdeki dönemde milletimizin ve tüm insanlığın şifa vesilesi kurumlarımızla tıkır tıkır işleyen sistemimizle sağlık alanında ülkemizin yerini çok daha yüksek bir noktaya çıkartacağız."

Erdoğan, bu süreçte elde ettikleri birikimi, tecrübeyi ve altyapıyı dostlarla paylaşmaktan da memnun olduklarını belirterek, "Hep birlikte hareket edersek her meselemiz gibi sağlıktaki sıkıntılarımızın üstesinden de daha kolayca geleceğimiz açıktır." diye konuştu.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Yarın BM Genel Sekreteri misafirim olacak. Sabah beraber bir kahvaltımız var. Kendisine aynen bu programı, bu planı takdim edeceğim. Projeleri takdim edeceğim. Diyeceğim ki, 'Uluslararası donörler toplantısı çağrısını siz yapın.' Yaptınız yaptınız, yapmadığınız takdirde bu çağrıyı ben yapacağım. Oldu oldu, olmadı Tel Abyad'la Rasulayn arasında mülteciler şehrini veya şehirlerini biz kuracağız." dedi.

 

AA

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER