© Teknik Elektrik 2017-2024

Ailenin Adı Yok ya da Neden Feminist Değilim? HİLAL KAPLAN

Türkiye’de aile kurumu tehlikede mi? Geleneksel değerlerimizi kayıp mı ediyoruz? Evlilik sayısı azalırken, boşanmalar neden artıyor? Aile nereye gidiyor? Aile içindeki geleneksel rol dağılımının tarihi binlerce yıllık; bu kodların değişime uğrama tarihi ise kabaca sadece yüz yıllıksa, ne oldu da bir asırda kadın-erkek ve ebeveyn-çocuk ilişkileri bu denli dönüştü? Bu dönüşümü kategorik olarak kötülemek ne kadar doğru? Ya da dönüşümü tersine çevirmeye çabalamak çözüm mü? Feminizmin teşhis ve reçeteleri yaraya merhem mi oluyor, tuz mu basıyor? Soruları çoğaltmak mümkün. Kesin olan bu ve benzeri soruların, gündelik tartışmalarımızda kapladığı alanın her gün daha da büyüdüğüdür. Vereceğiniz cevap ne olursa olsun, ailenin toplumun temeli olduğu gerçeği ile onu koruma sorumluluğumuz değişmeyecektir.

Sosyolog-Yazar Hilâl Kaplan, uzun zamandır yapılması gereken bir tartışmanın kapılarını aralıyor. Bu kitap aslında bir “ilk söz”… Aile değerlerinin erozyona uğramasına dair özelde muhafazakâr kesim, genelde de toplumun geniş kesimleri rahatsızlıklarını uzun süredir dağınık biçimde ifade etse de henüz derli toplu biçimde ortaya konulamamıştı.

Elinizdeki kitap, dünyadaki güncel gidişatın yansımalarını sosyal teori ile harmanlayarak analiz edip “içerden ve buralı” bir reddiye ortaya koymayı amaçlıyor.

HİLAL KAPLAN KİTABINDAN BAHSEDERKEN ŞUNLARI DİLE GETİRİYOR:

Peki, neden böyle bir kitap yazdım?

Çünkü artık Türkiye’deki en can yakıcı toplumsal meselenin, aile kurumunu muhafaza olduğunu düşünüyorum.
Çünkü makro siyasi meselelerle boğuşurken, aile elimizden kayıp gidiyor; görüyorum.

Çünkü feminist olmayanı küçümseyen bir söylem en başta kadınlar eliyle yaygınlaştırılıyor ve çoğu bunun zararlarının farkında bile değil; biliyorum.

“Kadının Adı Yok” romanı ilk çıktığında, gerçekten kadın hakları noktasında kötü bir yerdeydik. Ancak bugün kadın-erkek ilişkilerinde ifrat ve tefrit arasında savrulmak yerine, aile ilişkilerindeki “adil denge”yi nasıl tesis edebiliriz? Aile içindeki geleneksel rol dağılımının tarihi binlerce yıllık, bu kodların değişime uğrama tarihi ise kabaca bir asırlık ise, ne oldu da kadın-erkekçocuk ilişkileri bu denli dönüştü? Bu dönüşümü kategorik olarak kötülemek çare olabilir mi? Feminizmin teşhis ve reçeteleri yaraya merhem mi oluyor, tuz mu basıyor?

Küreselci feminist/eşcinsel siyaseti, ensesti meşrulaştırmaktan kadınları “damızlık” kılmaya kadar ne gibi tehlikeler içeriyor? Dünyayı kasıp kavuran #metoo hareketinin çelişkileri neler? İstanbul Sözleşmesi’nden çıkınca, kadın korumasız mı kaldı? Ve elbette ülkemizdeki süresiz nafakadan çocuk haczine acil çözüm bekleyen meseleleri nasıl ele almalıyız?

Daha çok AK Parti’nin politikalarını kendisine yakın bulan bir yazar olarak bu kitapta eleştirilerimi de kaleme aldım. Aynı şekilde hangi partiye sempati duyarsak duyalım, ailemizin ayakta kalması için doğruya doğru, eğriye eğri demeli ve mücadelemizi birleştirmeliyiz.

Bu kitap aslında bir “ilk söz”; aile tartışmalarının gidişatına “içerden ve buralı” bir reddiye. Hayra vesile olması dileğimle...

İşte Hilal Kaplan’ın Yeni Kitabının Alt Başlıkları!

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER